Vertigo...

Neden sizde baş dönmesi yaratmıyor?


Bu kutupları yer değiştirmiş, atmosferi delik dünya! Bildiğimiz, tanıdığımız, hatırladığımız yere hiç benzemiyor ki; Üzerinde sekiz milyar insan ve onların protein ihtiyacını karşılayacak büyükbaş dışında başka türe yer kalmamış, suları kirli, virüs kaynayan, bitik gezegen. Ve sekiz milyarlık şapşal kalabalık tarihinin en karanlık döneminden geçiyor! Sorunumuz salgın değil, sorunumuz hiçlikle başa çıkamamak..

Evrenin karanlık bir köşesinde, kozmik zamanda sanki birdenbire olmuş gibi beliriveren canlılığın içinden bakıyoruz olana bitene, ölümlülüğün gölgesindeyiz, şaşkın ve çok tuhaf canlılarız.

İnsanlık tarihi boyunca anlamlandırmaya çalıştığımız olaylar zinciri meğer tesadüften ibaretmiş..

Ortada gizemli bir durum, mistik bir hikaye, büyük bir anlam hiç olmamış..

Ne uzayın, ne gezegenin, ne diğer canlıların efendisi değilmişiz, hatta kendimizin bile efendisi değilmişiz de haberimiz yokmuş (Freud-Lacan)..

Şimdi başımız önde, omuzlarımız düşük...

Korku desen, çok önceden kaybedildi, artık başka duygular yönetiyor bizi, tiksinti gibi mesela, kendimize duyduğumuz tiksinti, kendimize tahammül edemeyişimizin sayısız dışa vurumundan ibaret hayatlar, ki böylesi gayet makul, gayet gerçekci. Mutluluk uğruna aptallaşmaktan çok daha iyi! Mutluluk uğruna aptallaşmak nedir merak etmiyor musun? Cennet vaad edildi diye yaşamdan vaz geçmek mesela..

İşte bu yüzden soruyorum, nasıl oluyor da sizde baş dönmesi yapmıyor bu dünya? İnsanoğlunun bilgiye, daha doğrusu bilmeye direndiği artık malum, cehaletini korumak için her şeyi yapabilir, çünkü kendisine tahammül edebilmesinin tek yoludur o cehalet! Başınız dönmüyorsa kendinize bir sorun, ısırıldınız mı, kalabalıkların deliliği mi doldu ciğerlerinize, çoktan ele geçirildiniz ve farkında bile değil misiniz?...

Karşımda sapasağlam beton gibi duranlara kendi gerçeğimi allayıp pullayamam. Zaten yorgunum. Ama camileriniz dolup taşarken hala dinmeyen öfkeye bir bakın! Delirmiş olabilir misiniz?

Güven duymadan, her an ayağının altındaki halı çekilebilirmişcesine, hep gözü karararak, hep düşecekmiş gibi yaşamak ayrı bir gerçeklik..

Sürekli mide bulantısıyla ama onun bunun üstüne kusmadan..

 

Vertigo;

Yerinden-bağlamından koparılmış anlamlar arasında, baş dönmeleri içinde dolaşıp, ümitsizce yeni bir söylem ararken, her gün eskisini tekrar tekrar öldürmektir. Kendinde olanların temel duygusu bugünlerde.. Boşlukta savrulan atomize bireyin parçalanamaz yalnızlığı üzerindeki mühür, anlam yoksunluğunun başlıca sonucu belki..

Ne yani? Zavallıyız diye yapıp ettiklerimizden vaz mı geçeceğiz sorusunu sorar böyle insanlar..

Ya, yeni bir yaşam formunun ilk işaretiyse o baş dönmesi..

Bitmeyen bir Mevlevi ayinine katılmak gibi..

Baş dönmesiyle yaşamak iyidir belki...

MİKa
29 Mart 2021