Yıl sonu yazısı.....

En çok nasır tutmuş kelimelerdir, yeni yıl kutlamaları...

“Mutlu bir yeni yıl!” dilemek…

Yeni gelenin eskisinden iyi olacağını ummak…

Her şeyin daha iyiye gideceğine inanmak…

Hevesinizi kırmak pahasına söylenmeli ki, bütün bunların masif bir salaklıktan ibaret olma ihtimali çok yükseki! Tamamen insanoğluna özgü, inatçı ve engel tanımaz bu iyimserliğin!

Doğa’da iyimserlik yoktur! Keder ve depresyon   olmadığı gibi… Ne kadar da insana yakışır şeyler bunlar… Ağır mutsuzluktan muzdarip, bir türlü sırtlanamadığı hayat karşısında şaşkın, acz içinde! Bastonsuz ayakta bile duramayan “o insan”a dair, yapış yapış dilekler! “Sevgi insanları” bunlar, gecenin ve yılın “sempati güzeli” seçilmek için birbirleriyle yarışacaklar, herkesle iyi geçinecek, herkesle anlaşacak,havadan sudan konuşacak, etrafa gülücükler saçacaklar! Onların çığlıklarıyla inleyecek yer, gök! Eğlenecekler! Sanki dünden bugüne her şey değişmiş gibi, sanki bu mümkünmüş gibi davranacaklar! Sadece zamanın toplanabilmesi için çizilmiş bir çizgiyi geçerken…

Ben ortalıkta, yalnızlığını göze alabilen tek kişi göremiyorum? Neden? Yılış yapış ilgilere tenezzül etmeden, gürültülü kalabalığın içinde sessiz, ve huzur içinde dolanan tek bir “insanoğlu”…!!! 

Neden???

Rasyonel biri, ortalıkta kutlayacak bir şey olmadığında varmış gibi davranmayan, sürüden olmayan biri! Bugüne kadar hiç rastlanmamış, değişik, belki acaip, biraz dikenli ve kesinlikle nabzı atan biri…! Yeni biri…

Bu bir yıl sonu yazısıdır…

Selamlar…

 

2011-12-31