Dost meclisinden içeru...

Dosdoğru soruvereceğim, hiç laf cambazlığına yeltenmeden!
Seni hiç yüreğinde ağırlayan oldu mu?! Evinde değil, çay bahçesinde, pastanede, lokantada değil, yüreğinde ağırlayan..
Kendini sarılıp sarmalanmış bulduğun, mışıl mışıl uykulara daldığın, çocukluğundaki gibi ayaklarda sallandığın, ağzına beslendiğin, sırtının sıvazlandığı oldu mu, bu yaşında?! Kimse sana böyle hissettirmedi mi?

Cevap hayırsa yapacak bir şey yok, yazık..
Ama cevabı evet olanlara Şengül Hemşire’yi anlatabilirim…
Sen bana ne yaptın Şengül Hemşire?
Aslında Şengül Hemşire, sağlık mesleğini bırakalı epey olmuş, ama hemşirelik hücrelerine kadar işlediğinden, üstelik Allah vergisi bir şefkat ve merhamet deposu olduğundan, bıraktığı meslek o’nu öylesine tastamam tanımlıyor ki, başka türlü anmam mümkün değil, nolur bana kızma!
Ama gerçekten sen bana ne yaptın?!
Dost meclisinde geçirilmiş bir günün sonunda, sağırlaşmış kulaklarım açıldı, kendi yüreğimin sesini duyar oldum yeniden. Dost meclisindeki  gün, koskoca, upuzun bir gün. Hayat nasıl da sürprizlerle dolu, nasıl ansızın yakalıyor insanı, nasıl da nefesini kesiveriyor, tekdüzeliğin içinde çırpınırken tam, ruhsuzluğuna teslim olmuşken Ankara’nın. Hepsi bir Yalova ziyaretidir, Sevgili Gürdal ve eşi Şengül’e, yumuşak bir iklimin yumuşacık insanlarına yapılan. Ama beklemiyorsan, boğulmuşsan samimiyetsizlikten, dostluğun ve candanlığın böylesi ayaklarını yerden kesebilir. Bana da olan bu.
İnsanda doping etkisi yapan, ilaç gibi, şifa gibi bir kadın Şengül. Camına çarpan kızgın kargaların bile, birkaç cevizle gönlünü alan kadın. Etrafını cömertçe şımartan, uyumayan, yorulmayan, kendini gün ışığıyla şarj eden, hayatı sıkıp suyunu çıkartan bir çılgın. (Aman Maşallah) Ha, bu arada baktığın fal çıkmaya başladı bile..
Dönüşte yolluk olarak tarhana, erişte, çınarların gölgesinde yürürken hünnap, sabahleyin çıtır çıtır simit, akşam mezeler, balık, ve alaturka eşliğinde rakı..
Sayısız çay, kahve, muhabbetin dibi..
Oh be dünya varmış, bir de baktım ki dost meclisinde bütün yaralarım sarılmış..
Şanslıymışım, demem odur…
Amma bilmeliydim!
Bize yar etmezlerdi bu mutluluğu..
Ankara’ya dönüşün akşamında, yine dayak yiyor ODTÜ’lü çocuklar polisten..
Yine biber gazı, yine plastik mermiler..
Yürek yine mengenede..
Ne yapacağız söyle Şengül Hemşire…?!



2013-09-19